Âşık Remzâni

 

 

 

Deyişlerin Dili 16 Şükrü Metin Dede

 

Dertli  DİVANİ

 

 

Merhaba dostlar, Alevi-Bektaşi-Kızılbaş inancında Hızır, dara düşenlerin, ezilenlerin, karda tipiye tutulanların, denizde boğulmak üzere olanların, hastaların, fakirlerin, “Yetiş imdadıma ya Hızır” diyerek çağırdıkları ortak bir isimdir. Ölümsüz bir erdir, pirdir.

 

Hızır’ın uğradığı yerde dert, bela kalmaz. Tahılda, unda yağda bereket olur. Misafir Hızır, Hızır da Ali olarak kabul edilir. “Mihman Ali’dir” deyimi bu inanç ya da anlayıştandır. Hızır, aynı zamanda bir Nebî’dir, Şâh-ı Merdan Ali’dir. Ya da Ali’nin insanlara anında yardımcı olması için gönderdiği temsilcisidir. İçimizden biri yarenimiz, yoldaşımız, arkadaşımızdır. “Her gördüğün Hızır bil ki / Ali’ye Salman olasın” dizeleri de bunu açıklıyor.

 

Hızır aşkına tutulan oruç ve Hızır ile ilgili bu sayımızda canlarımızın yazdığı makaleler yeteri kadar olacak. Deyişlerin dilinde de konuyu pekiştirmek açısından faydalı olacağını düşündüğüm “Hızır İlyas Şah-ı Merdan Ali’dir” adlı Şükrü Metin Dede’ye ait bir deyişi açıklamaya çalışacağım.

 

 

Şükrü Metin Dede

 

Seyyit Battal Gazi evlatlarından olup, asıl adı Kamber Ali olan şair Ali İlhami’nin torunudur. Şükrü Metin Dede, torunlarından Mustafa Özer ve Fevzi Erdoğan’ın verdiği bilgiye göre tahmini olarak 1868-69 yılında doğmuş. Amcası Cemalettin Dededen sonra 1914 yılında Eskişehir ili Seyitgazi ilçesinde bulunan Battal Gazi Dergâhı postnişinliği hizmetini yapmış, 1947 yılında Hakk’a yürümüştür. Eskişehir odun Pazarı mezarlığında toprağa sırlanmıştır.

 

Zulmet deryasını nur edip gelen

Hızır İlyas, Şâh-ı Merdan Ali’dir

Gariban mazlumun halini bilen

Hızır İlyas, Şah-ı Merdan Ali’dir

 

Şair bu dörtlükte, karanlıkları aydınlığa çeviren, kimsesizlerin ve mazlumların halini bilen ona yardım eden, Hızır İlyas, Şah-ı Merdan Ali’dir, diyor.

 

Bir anda cevelân eder cihanı

Kalbi saf olanın dest-i damanı

Bir ismi Behrûz’dur lisan Süryani

Hızır İlyas, Şâh-ı Merdan Ali’dir

 

Bir anda dünyayı gezip dolaşan, her nerede olursa olsun anında saf ve temiz insanların zorda kalıp çağırdığında imdadına yetişen, yardım eden. Süryani dilini konuşan, bir ismi Behruz olarak bilinen ve inanılan, Hızır İlyas Şah-ı Merdan Ali’dir.

 

Merd-i meydan eylemektir iyi er

Gafil olma kardeş çerağın söner

Her gördüğün Hızır bilmektir hüner

Hızır İlyas Şâh-ı Merdan Ali’dir

 

İyiler sözünün eridir ve merttir. Gafil olma kardeş aksi halde yanan ışığın söner. Her gördüğün insanı Hızır bilmelisin. Hızır İlyas Şah-ı Merdan Ali’dir.

 

Ehli iman eyler ikrar sebatı

Kendinde seyreder sıfat-ı zatı

Hızır ile içer Ab-ı Hayatı

Hızır İlyas, Şâh-ı Merdan Ali’dir

 

Gerçek inanan sözüne sadık olur, kendi özünde Hakk’ı seyreder görür, Hızır ile yoldaş olur ölümsüzlük suyu olan ab-ı hayatı içer. Hızır İlyas, Şah-ı Merdan Ali’dir.

 

Şükrü Metin Dede bu demden içer

Sâkii kevserle Sırâtı geçer

Hızır’ı âdemde arayıp seçer

Hızır İlyas, Şâh-ı Merdan Ali’dir

 

Şükrü Metin Dede; Ab-ı hayat denilen sudan, demden içer. Sıratı, yaşamdaki zorlu yolları Kevseri sunan Ali’nin yardımıyla, aşkıyla geçer. Hızır’ı âdemde arar ve bulur. Hızır İlyas, Şahı Merdan Ali’dir.

 

Aşk ile.

 

 

Sözlük:

 

Zulmet: Karanlık.

Nur: Aydınlık, parıltı, parlaklık, ışık. Her türlü zulmetin zıddı.

Cevlan/Cevelan: Gezinmek, gezme, dolaşma.

Dest-i deman: El etek tutmak, Pir’e bağlanmak, Hak yoluna girmek.

Behruz: Hızır’ın bir ismi.

İkrar: Söz, söz vermek, kabul, tasdik, onay.

Sebat: Sözünden veya kararından dönmemek. Bir işi sonuna kadar sürdürmek.

Sakii Kevser: Kevser şarabını sunan, İmam Ali.

Sırât: Yol.

Sıfat-ı zat: Hakk’ın varlığı, birliği.

 

 

                                                            - Makaleler -